Sevim Koş, Festival Yapıyorlar! | 2017 İzmir Kahve Festivali

Kahve içeriz, nasıl kahve yapılır izleriz, içinde kahve olan tatlılardan epey bir zevk alırız. He bir de bir yerlerde “Kahve Festivali” oldu mu, bizi kimse yerimizde tutamaz.

Zaten ortada festival denen bir olay var. Bu bile insanı oturduğu yerden doğrultan bir olayken, bir de bu festivalin kahve temalı olduğunu öğrendik. Açık konuşmak gerekirse biz üşengeçleri bile oturduğumuz yerden sevinçle havalara uçurdu bu festival haberi. Bir önceki festivalde biletler sınırsız sayıda olduğu ve beklenenin çok üstünde bir katılım olduğu için festival alanı mahşer yerine dönmüş. İşte bu yüzden bu sene biletler sınırlı sayıda çıkmış. Çok da güzel düşünülmüş.

İnternet sitesinde gösterilen programa göre etkinlik öğlen başlayacağından acele etmeden sakin bir şekilde festival alanının yolunu tuttuk. Bir dahaki sefere bu festivale katılacak olan bizi ve diğer herkesi şimdiden uyarıyorum. İzban’ın Bayraklı durağında değil, Turan durağında inmeniz gerekiyor. Bakmayın festivalin Bayraklı Arena’da yapıldığına. Siz de bizim gibi uzun ve güzel bayraklı sahilini yürümek zorunda kalmayın.

Meraklılar olarak festival alanına ilk varanlardan olduğumuz için ne kalabalık ne sıra ne de bilet mağduriyeti gibi olaylarla karşılaşmadık. Gayet düzenli bir sistemle biletlerimiz kontrol edildi ve heyecanlı adımlarla içeri daldık. İstanbul’daki festivalin aksine İzmir’de bütün stantlar ve kahveciler epey geniş bir alana yayılmıştı. Ayrıca açık hava –yılın bu zamanında havada bir tane bulut olmaması da İzmir’in şansı demek ki- bütün festival alanını birkaç kat daha güzel gösterdi bizim gözümüze.

“Deniz kokusuna karışan kahve kokusu…” tabiri bütün gün festival alanının her yerinde kulağımızda yankılandığı için siz de bizden duyun istiyoruz. Gerçekler bir yana, daha biz kahve içmeye başlamadan ortamın atmosferi bizi büyülemeye yetmişti. Bir yandan yeni kurulan kahve stantlarında açılan kahve makineleri. Bir yandan hızlıca çekilip hazırlanan tadımlık kahvelerin telaşlı dumanları. Bir yandan da “Ayıp Olmaz Mı?” grubunun sahne hazırlıkları bizi festival havasına daha ilk dakikalardan sokmuştu.

Başlarda alan büyük olduğu için kafa karışıklığına yol açabilir diye düşünmedik değil fakat düzen çok güzel oturtulmuş. Siz kendinizi bıraktığınızda ayaklarınız sizi kahve kokusu aldığınız her yere sırayla sürüklüyor. Kahve stantları, seminer salonları her yer gayet düzenliydi. Yalnız dürüst olmak gerekirse workshop alanlarının konser yapılacak sahnenin hemen arkasına yerleştirilmesi de festivalde gördüğümüz en büyük saçmalıktı. Siz önceden kayıt yaptırıp beklediğiniz workshopu dinlemeye çalışırken konser alanından DJ’in size inatmış gibi müziğe iyice yüklenmesi tahmin edersiniz ki pek hoş değildi. Umarız bir dahaki sefere aynı sorunla karşılaşılmaz.

Festival alanı büyük dedik demesine ama siz de bizim gibi kafein aldıkça delirenlerdenseniz, bütün festivali daha ilk saatlerden bitirebilirsiniz. Fakat bu demek değildir ki aynı stantları ikinci kez dolaşamayasınız. Gayet de dolaştık. İkinci, üçüncü, dördüncü kez. Her seferinde yeni şeyler gördük. Yeni tatlar denedik. Yine insan azlığından olsa gerek İstanbul’dakinin aksine hiçbir standın önünde bekleme yaşamadık. Özellikle akşama doğru açılan kafe aydınlatmaları, her yerden sarkan seyyar lambalar, konser alanının rengârenk ışıkları zaten büyülü olan festivali tadından yenmez bir hale getirmişti. Onca yorgunluğumuza rağmen festivalden hala çıkmak istemiyorduk desek anlarsınız sanırım. Ayrıca saatlerce bütün alanı turlamışız, yedi milletten kahveler tatmışız. Bunun üzerine en iyi hafif serinlikte dinlenen amatör bir grubun profesyonel müzikleri giderdi. Biz de tam olarak öyle yaptık. Elimizde koleksiyonlarımız için biriktirdiğimiz kahve bardaklarını ve birkaç hediyelik eşyayı bir kenara kendimizi de bir kenara atıp bedenimizle birlikte ruhumuzu da dinlendirdik.

Gelelim bizim favorimize. Aslında elbette böyle bir ayrım yapmak yanlış fakat hem konuklara davranışlarıyla, hem renkli çalışanlarıyla hem de bizlere sundukları muhteşem lezzetlerle bizim kazananımız “Porof. Zihni Sinir Cafe” oluyor. Tabii ki bu bizim naçizane görüşümüzdür. Sizler de bütün kahve stantlarını gezip kendi favori kahvecinizi bulabilirsiniz.

Eğer son bir not daha eklemek gerekirse şu muazzam kahve festivaline dair, geri dönüş yolunda dikkat edin deriz biz. Onca şeker, kafein ve yüksek seste müzik sizi biraz kahve sarhoşu yapabilir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir