Dondurması Ve Ara Sokakları Adına | Foça Gezi Rehberi

İnsanlık için küçük ama Mavi Karavan için büyük bir adım olan Foça gezimizi bitirdik. Aha da yazıyoruz. Ancak kalabalık korkusu iki üşengeci sabahın köründe yollara düşürebilirdi. Bol klima gazlı otobüs yolculuğunda üşütmemek için yol boyunca sarılarak uyuduğumuzdan yol kısmı bizim için biraz bulanık. Yine de hatırladığımız kadarıyla –Edi sayesinde- İzban ve otobüs ile Foça’ya ulaşmak çok da zor olmadı. Ayıptır söylemesi İzmir’in içinden yola çıkmak büyük kolaylık oldu bizim için. Denklem basit, İzban  artı bir belediye otobüsü eşittir Foça Meydanı.

Meydanı gördük görmesine ama yola epey bir erken çıktığımızdan, -çapaklı gözlerimizden olsa gerek- kimseleri göremedik. Haa bu arada karşılama törenini de yerli halktan beklemeyin, o görev eski fok heykeline kalmış.

Phokaia

Eğer yabancıysanız ve ilçenin her yerinde fok görüyorsanız şaşırmayın çünkü buradaki inanışa göre tanrı önce foku yarattı. İşin şakası bir yana ilçenin ismi fokun Yunancası “Phokaia” dan geldiğinden ilçe sembol olarak da foku benimsemiş durumda.

Bu Sokaklar Bir Harika Dostum

Herkes bilir –en azından bilmesi gerekir- biz ara sokakları gezmeye bayılırız. Otobüsten indiğimiz gibi mekân aramayı bırakıp boynumuzda makinelerle ara sokaklara daldık. O eski taşlı sokakların verdiği huzuru biz fotoğraflayamadık, siz bir ara tadarsınız artık.

Böyle nasıl desek? Buram buram Ege kokuyor be! Şaşırdık mı? Tabii ki hayır. Yine Rum evleri, yine kendine has mizahlarıyla dondurmacılar, yine içinde ne varsa gösteren berrak sular. Her tatil beldesinde bulunan, yaşlı bir çift işletmeciye sahip olan ve magnetinden alınmadan dönülmeyen hediyelik eşya dükkânı. Bir de şu banka binaları var ki insanın içeri girip kredi alası geliyor.

Bizim Gibi Mekân Delilerine Müjde!

Mavi panjurlu, kırık tahta sandalyeli, şirin mi şirin kafeler sağ olsun sahil boyu yürürken iki adımda bir fotoğraf çekmek görevimiz oldu. Hepsine teker teker girecek vaktimiz olmasa da küçük hatıra kutularımıza birkaç saniyede hepsini kaydettik. Yine de temsili olarak birinde soluklanmak isterseniz diye aralarından en iyisini oy birliğiyle Gramofon Kafe seçtik.

Edi, Ben Acıktım.

Hazır mekânlardan bahsetmişken “Ne yenir?”, “Ne içilir?” ondan da bahsedelim. Edi ile Büdü olarak yemeğe büyük önem veren bir çift olduğumuzdan –ne de olsa yaşamsal faaliyet, şakaya gelmez- nerede ne yenir hemen öğrendik. Tahmin edildiği üzere balıkçıları meşhur Foça’nın. Siz lokantada balık kaç dakikada pişer diye hesap yaparken yanınızdaki balıkçı abi sudan balığı çıkarıp hoop mutfağa atıyor. Bunun yanında sabırsız turistler için kumpir ve kumru çeşitleri bulunduran kafeler de mevcut.

Meşhur Foça Dondurmacısı Nazmi Usta

Yemekten sonra diyet düşmanı –sanki diyet bıraktılar- dondurmacıda dilemediğiniz kadar dondurma çeşidini gömün deriz. Hepsi ayrı lezzette ve her tat ayrı birer şöhrete sahip. Ayrıca dondurmacının şakayla karışık öyküleri sizi kırıp geçirebilir(!) dikkatli olun.

Orada Bir Fener Var Uzakta

Hakikaten çok uzak ya. Gidene kadar verdiğimiz molaların sayısını unuttuk. Peki, gittiğinize değer mi? Hem de her adımına. İlk gördüğünüzde abarttığımızı düşünebilirsiniz fakat manzarayı görene kadar bekleyin. Çoğu insan feneri görmektense dibinde piknik yapmayı tercih ediyor. Bu piknikçilerin feneri es geçip yanı başındaki otlarda mangal yakması da en çok bizim işimize geldi. Eski, terk edilmiş, harabe, yalnız, uzak, ilgi görmeyen –sıfatlar acımasız olabilir- bir yer olmasına rağmen Foça’nın en güzel manzaraya sahip noktası diyebiliriz. Gidin de görün.

Günübirlikçileeer!

Fenerden çarşıya dönerken, dönüş yolunda gözünüze ilk çarpan şey günübirlikçilerin kumsalda bıraktıkları sığ ayak izleri olacak. Her tarafından denize girebileceğiniz nadir beldelerden. E bir de cam gibi suya sahip olunca insan kendini tutamıyor tabii. Günübirlikçiler kadar sık görünmeseler de yerli halk ve kalıcı turistler de Foça’nın sahillerinden en iyi şekilde faydalanıyor. Söylemedi demeyin suyu da buz gibi diyorlar.

Büdü Bitti!

İş bu gezi iki yolcu tarafından yapılmış olup, okurken eğlenesiniz diye paylaşılmıştır. Bizi rehber edinip de bir yerlere giderseniz kaybolursunuz. Ne yalan söyleyelim bizim de istediğimiz bu. Yazmak için gezmektense, gezip tozup akılda kalanları yazmak daha bir bize göre diye düşünüyoruz. Her zaman dediğimiz gibi bir yeri gezmenin en iyi yolu orada kaybolmaktır. Biz gezdik Allah arttırsın sekmeyi de okuyan kapatsın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir