Dört Kişi Bir Karavana Nasıl Sığar? Oi Size Anlatsın

Havalar soğudu. -evet İzmir’de bile- Son zamanlarda karavan da epey sessizleşti. Biz de sıcacık renkli anlarımızı tekrar nasıl canlandırırız diye düşündük ve tabii ki aklımıza ilk gelen Oi oldu. Hem onların da edi&büdülükleri hem de gezme tarzlarını kendimize çok yakın hissettiğimiz için hemen kapılarını çaldık. E onlar da bir karavan bekliyorlarmış. Hevesli sorularımızın hepsini bir çırpıda cevaplayıverdiler. Ortamın sıcaklığından olsa gerek biz mi onları ağırladık onlar mı bizi pek emin değiliz ama ortaya çok güzel bir sohbet -yazıya çok sıcak girdik röportaj desem buz gibi olacaktı ortalık- çıktı.

1- Sizi bilen biliyor ama hala tanımayanlar için “Oi” oluş hikâyenizden kısaca bahseder misiniz? Meşhur dans gösterisi kavganızdan sonra, nasıl oldu da bu kadar yakın arkadaş oldunuz ve bu döneme kadar hiç ayrılmadan gelip “Oi” olabildiniz?

Öykü – Dans gösterisi kavgamız 99 yılı gibi İdil’in hareketleri çaldığını bizzat kabul etmesi ile tatlıya bağlandı çok şükür………Bu kadar yakın arkadaş olmamız pek tabii çocukluğumuzun birlikte geçmesine, ardından da birlikte yaşamaya başlamamıza dayanıyor olsa gerek. Kız kardeş gibiyiz özetle, deliler gibi kavga ettiğimiz de oluyor, kıyafetlerimizi de ortak kullanıyoruz, birimiz sevgilisinden ayrılınca diğeri dondurmayı kapıp çirkin Amerikan romantik komedileri de açıyor. Böyle böyle Oİ olduk galiba 🙂

2- Asıl mesleklerinizin yüzüne bakmayıp, düzenli hayatlarınıza sırtınızı döndünüz. Her zaman gezip tozup eğlenmediğinizi biliyoruz. Sıkıntının ve stresin tavan yaptığı dönemlerde sizi tekrar ayağa kaldıran motivasyon kaynağınız nedir?

Oh, son dönemlerde bu durumun “hayat size güzel yeaea” düşünülmemesi bizi öyle sevindiriyor ki. Bu işi bir dergi ya da gazete için maaşlı olarak yapan insanları gayet de normal bir biçimde kabullenmişken bizim yaptığımız şekilde freelance içerik oluşturma işi niyeyse bir türlü kabullenilemedi. Kabul, yeni nesil bir meslek, bundan birkaç sene öncesine kadar piyasada yoktu, ancak artık alışsak mı acaba? Tahmin ettiğiniz gibi motivasyonumuzu en çok düşüren şey de bu oluyor aslında. Ama bir yandan da 20’li yaşlarını en yakın arkadaşınla birlikte dünyayı gezerek yapabileceğin bir başka iş yok galiba, bundan da motive edici bir şey de olamaz herhalde.

3- Blog yazma işi denince akla gelen ilk isimlerdensiniz. Ayrıca sektörde nadir rastlanan bir üsluba da sahipsiniz ki biz bu eğlenceli üslubunuza hayranız. Biz, bu kadar tanındık hale gelmenizi bu samimiyetinize bağlıyoruz. Sizce büyümenizdeki etkenler nelerdi?

Çok teşekkür ederiz! Bunun birkaç sebebi olabilir. Birincisi tabii ki samimiyet. Yani bizim yaş grubumuz ne yapıyorsa biz de onu yapıyoruz yurtdışında ve bunu bir peri masalı gibi yansıtmıyoruz. Bir şeyleri sevmediğimiz oluyor, yiyip de “bu ne ulan” dediğimiz şeyler oluyor, bunaldığımız, daraldığımız oluyor ve hepsini dürüst bir şekilde aktarmaya çalışıyoruz. İkincisi bloğu açmamızın temel sebebi aslında, Türkiye genelinde beklediğimiz kadar dolu içeriği olan bir blog ile karşılaşamadığımız için oitheblog’u açma kararı almıştık. Paris’e gidince Eiffel’i görmemizi, Roma’ya gidince Kolezyum’a uğramamızı söyleyen bir sürü yayınla karşılaşıp duruyorduk. E herhalde onları göreceğiz, asıl başka ne yapalım ondan haber ver kardeşim. Sanırım bu ihtiyacı gidermeye yönelik ve çok detaylı biçimde yazan ilk kişilerden olmamızın da etkisi oldu. Son olarak insanlara cevap vermeyen, burnu havada blogger tribine girmeden herkesle konuşup muhabbet halinde olmamızın, yeri gelince milletin balayını, ne bilelim düğününü bile planlamışlığımız olmasının etkisi de olabilir hahah 🙂

4- Seyahat ettiğiniz şehirde “yapmazsam içimde kalır valla” dediğiniz alışkanlıklarınız var mı?

Bu liste her geçen gün uzuyor, biz de korkmaya başladık doğrusu. İlk etapta hedefimiz turistik yerlerin yanında lokal şeyler de keşfetmekti. Tabii bununla birlikte yeme içme konusunda da takıntılı bir hale geldik. Sokak yemeği de denemek istiyoruz, en iyi kahvaltıyı bulmak da, en güzel ev yemeğini tatmak da. Ardından kahve merakımız eklenince kahve keşifleri de eklendi. Sonra sokak sanatı ve murallar ilgimizi çekmeye başladı ve yeri geldi 1 günümüzü onları keşfe ayırmaya başladık. Şimdi yeni modamız gittiğimiz şehirlerdeki film çekim lokasyonlarına da uğramak. Çığ gibi büyüyor, durduramıyoruz.

5- Top5 şehir listeniz sürekli değişiyor. Güncel olmak adına şu sıralar en sevdiğiniz beş şehir?

Of bu soru çok korkunç. Buenos Aires, Reykjavik, Havana, Santiago de Chile ve New York diyebiliriz galiba. Ama Berlin, Kopenhag ve Madrid’e de selamımızı söyleyin.

6- Sizleri blog dışında da takip etmek istersek, nerelere göz atmalıyız?

Boşverin, siz bizi blog’dan takip edin, geri kalan yerlerde blog kadar azimli olmayız genelde, kendimizi biliyoruz hahah.

7-İstanbul mu İzmir mi tartışmasını pas geçerek sormak istiyoruz. İzmir deyince aklınıza gelen ilk şey ve İzmir hakkında görüşleriniz nelerdir?

İzmir resmen bizim Türkiye sınırlarındaki gerçek aşkımız ya. İzmir denilince bile bi’ rahatlama, bi’ mutluluk duygusu oluşuyor içimizde. Mesela geçen yaz 1 ay falan İzmir’de kaldık, dönerken resmen yerde tırnak izlerimiz çıktı “HAYIIIR DÖNMEK İSTEMİYORUUUZ” şeklinde.

8- Üniversite yıllarında “okuduğum bölümün mesleğini yapmayacağı ben” vb. tarzı gelecek kaygılarınız var mıydı? Oi üniversite yıllarında neler yapıyordu?

Ooo olmaz mı, hem de ne biçim vardı. Hepimizin olmuştur eminim, o zaman oitheblog’u kuracağımızı da bilmiyorduk neticede.

9- Üniversite yıllarınızda work&travel vb. olaylara giriştiniz mi?

Yok, girişmedik. Seyahat hevesi bize üniversitenin son senesinde geldi niyeyse, hata etmişiz, şimdiki aklımız olsa daha çok gezerdik o zaman.

10- Rotalarınız nasıl seçiyorsunuz bir de ayıptır sorması bütçeyi nasıl oluşturuyorsunuz?

Belirli bir şey yok doğrusu, çok değişken o iş. Kafaya koyduğumuz bir yer olabiliyor, bir festival, bir  konser, bir etkinlik ilgimiz çekebiliyor ya da bizimkilerin (takipçiler deyince çok çirkin olmuyor mu) “kızlar şuranın rehberini yazın çüş nasıl gitmediniz oraya” demeleri üzerine belirlediğimiz bile oluyor. Misal son Roma gezisi tamamen bu sebeptendi, öbür rehber eskimiş diye çemkirmeler başlayınca resmen yeni rehber hazırlamaya gittik.

11- Seyahat etmeyi işiniz haline getirdiğiniz zaman ilk aldığınız proje neydi ve kiminleydi?

Öyle net bir şey olmadı aslında. İlk büyük olayımız GQ Türkiye’de yazmaya başlamamızdır ama herhalde.

12- Oi son zamanlarda ne yapıyor?

Cihangir’ taşındı, ev düzenliyor, bugün İtalya’dan döndü, yeni seyahat planlıyor. (kafiye bilerek olmadı)

Kısa kısa Oi

  • Sizin kadar olmasa da biz de yemeye bayılırız. Sizce en iyi mutfak?

Türk. Net.

  • Avrupa mı Amerika mı?

Güney Amerika. 🙂

  • En yaşanabilir ülke?

Yaşam standartları açısından Nordikler, uyum sağlamak açısından İtalya, İspanya, hayaller ise Arjantin.

  • Hiç ayrılmak istemediğiniz şehir ve şehirler?

Buenos Aires, Reykjavik, Santiago de Chile, Havana.

  • “Daha da gelmem” dediğiniz şehir ve şehirler?

Biz her yerde sevecek bir şey buluruz ya. Ama illa da birini 2 hayırla uğurlayın derseniz Brüksel galiba.

  • Hazır Mavi Karavan’dayken söylemek istediğiniz son bir şey var mıydı?

Hakkaten karavanınız var mı, varsa bi’ tur versenize hahah

Oi’ye bizimle röportaj yaptığı için çok teşekkür ederiz 🙂

Oi ile daha fazla haşır neşir olmak için buyruun;

Biz de faydalanalım, ilham alalımcılar: http://oitheblog.com/

Her an takipte olayım diyenler: https://www.instagram.com/oitheblog/

Bir Spotify listeleri var ki : https://open.spotify.com/user/oitheblog

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir